Çalışan deneyimini iyileştirmeyi anlamak için önce iş ve çalışan ilişkisini açıklamakla başlamak doğru olur. İlk çağlardan Antik Mısır’a kadar çalışan-işveren ilişkisi olmuş ancak günümüzdeki fabrika konseptli uzun süreçlere sahip sistematiğe en yakın yaklaşımlar 1900’lü yılların başında Taylor ve Ford tarafından oluşturulmuş. 

1909 yılında Frederic Winslow Taylor, ‘‘ İş, esasında basit ve rutin gerektiren;  teşvik edildikçe yapılan eylemlerdir.’’   demiş. O dönemlerde işin verimliliği tek amaç olarak düşünülmüş ve o işi yapan kimse aynı kalıpta olması istenmiş. 

Günümüze kadar geldiğimizde de bu modele yakın uygulamaların aslında 100 yıldan fazladır sürdüğünü görmekteyiz. Ancak 2000’li yılların başından itibaren çalışanın da bir deneyimi olduğu ve bu deneyimi geliştirdikçe, olumlu ve eğlenceli hale getirdikçe iş sonuçlarına pozitif katkılar vermeye başladığını görüyoruz. Bu pozitif katkılar sadece iş sonuçlarına değil çalışanın kurumuna olan bağlılığını da iyileştirmiş.

“Çalışan Bağlılığı” kelimesi tek başına size bir yol göstermeyebilir. Şirketinizde çalışan bağlılığının ne anlama geldiğini anladıktan sonra buna ulaşmak için hedefler belirleyebilirsiniz.

  • Bağlı çalışanlar her zaman şirketi iyileştirmek için ne yapabileceklerini sorgularlar.
  • Bağlı çalışanlar toplantılarda soru sorar ve işe hep tam zamanında gelirler.
  • Bağlı çalışanlar görevi her zaman vaktinde yerine getirirler.
  • Bağlı çalışanlar yeni fikirleri sık sık patronlarıyla paylaşırlar.
  • Bağlı çalışanlar kişisel gelişim fırsatları talep ederler.

Gallup’un 2016 yılında yaptığı bir araştırmaya göre yeni nesil çalışanların sadece %29’unun kurumuna bağlı olduğunu ortaya koymuş. Bu demek oluyor ki genç çalışanlar kurumları için yukarıdaki maddelerin hiçbirini normalde yapmayı tercih etmiyor.*

Peki ne yapabiliriz? Daha çok maaş, daha çok terfi, daha çok vaat! 

Değil…Sizden beklentileri eğitim, gelişim, eğlence, statü ve sorumluluk. HR Dergi ve Harvard Business Review’de yayınlanan bir rapora göre Türkiye’deki en önemli 10 işveren unsurunda iyi bir maaş 6.sıra çıkarken, eğitim, sorumluluk ve global fırsatlar ilk 3 sıradaydı.**

Şimdi bu şartlar altında “ÇALIŞAN DENEYİMİNİ” en az bir müşteri deneyimi kadar önemsemek kurumlar için uzun vadeli performans, verimlilik ve iş çıktıları için kaçınılmaz bir hale geliyor. Ve dahası bu yolda ihtiyacınız olan da sadece maddi şartlar değil, gelişim fırsatları veren, sorumluluk aldıran ve global düşünen süreçler gerekmektedir. Peki neden her hafta tüm şirketin de katıldığı fiziksel ya da online bir oyun oynatarak, bu oyunu da o haftaki oyundaki en iyinin oynatması üzerine bir kurguyla başlamıyorsunuz?

Barrack Obama’nın seçim metinlerini de yazan Amerikalı davranış bilimcisi Daniel Pink’in düşünceleriyle yazımızı noktalayalım:  

“ İş, yapmak zorunda olduğu oyunlar; oyun ise isteyerek yaptığımız işlerdir.” 

Çalışan deneyimini oyunlaştırma isterseniz INOOSTER ürünümüzün demosunu talep edebilirsiniz.. 

*https://news.gallup.com/businessjournal/195209/few-millennials-engaged-work.aspx

**https://hbrturkiye.com/dergi/genclerin-tercihi-ideal-isverenler-2016

E.Altuğ Yılmaz
Gamification Consultant

İlgili Yazılar