Galileo 1500’lü yıllarda, temel dünya metrikleri için çok güzel bir söz söylemiş : “Ölçülebileni ölç, ölçülemeyeni ölçülebilir yap.” Bu sözü de dinlemiş insanlık. Aslında tam olarak nümerik rakamlarla ölçülemese de, bir günü dünyanın tam bir turuna karşılık 24 saat demiş, sonra artık saatler için de bir yöntem bulunur denmiş. Yıllar için de 365 tur denmiş ancak yine günahsız Şubat’ı 4 yılda bir farklı sayarak açığı kapatmışız.

Doğanın rakamı nümerik değil altın oranlıdır demiş italyan matematikçi Fibonacci. Ve ayçiçeklerinden tavşanların üreme korelasyonuna kadar bir çok yerde, bu rakam alfabesini önermiş. Belki de bu altın oranla ilerleyen nümerasyon; günleri, ayları ve yılları çok daha iyi ölçebilirdi. Bununla birlikte yaşımızı da tam olarak günü gününe söyleyebilirdik. 

Covid-19 pençesinde, tüm eğitimler ve iş dünyası evdeki ekranlara taşındı. Ekran süreleri ve mesailer arttı. İnsanın doğası olan sosyalleşme ihtiyaçları da, (dedelerimizle sohbetlerimiz Whatsapp’a, doğum günleri Zoom’lara, tanışma, sohbet ve oyunlar Clubhouse’a vb) yenilikçi sosyal medya platformlarına kaydı. Hal böyle olunca, insanlık tarihinin ‘ekran başında’ geçirilen süresinin en yüksek olduğu dönemi yaşamak kaçınılmaz oldu. 

-Yaşınız kaç? 

-Boyunuz kaç?

-Kilonuz kaç?  

Yukarıda geçen sorulara hemen cevap verebiliyoruz değil mi? Fakat yeni dönemle birlikte Cv’lerimize bazı yeni başlıkların girmesi kuvvetle muhtemel görünüyor. Bu  yeni sorular ise;

-Günlük ekran süreniz ortalama kaç saat? 

Ekran süresi dakika ve saatleri ise CV’ler deki altın sayılardan bir tanesi. Bunu etkileyen en büyük sebepler ise, Apple ve Android gibi büyük işletim sistemlerinin haftalık ekran sürelerini kullanıcılara düzenli olarak ulaştırmaya başlaması.  Son yapılan araştırmalara göre günlük ekran süremiz 6-8 saatten 8-10 saatlere ulaştı. Bu veriden çıkaracağımız sonuçlar ise kendimize ayırmamız gereken kişisel saatlerimizin ekran önünde çürüyor olması. Ekran sürelerinin artması ile, dijital sosyal bir kişilik olsak bile, reel hayatta sosyallikten uzaklaşarak sevdiklerimize ve yakınlarımıza zaman ayırmayan bireylere dönüşüyoruz. Ekran sürelerinin saatlerini indirmek içinse yapılacak birkaç yöntem var. Bunlardan ilki dijital detoks. Dijital detokslar ile, ekran süremizi birkaç gün neredeyse sıfıra indirmek ya da bazı uygulamalar için yapılan özel detokslar ile ekran sürelerini daha da aşağıya çekmek mümkün. Fakat sürdürülebilirlik konusunda kafalarda soru işaretleri oluşuyor. Diğer bir çözüm ise oyunlaştırmayı merkezine alan uygulamalar. Bir örnek vermek gerekirse Forest adlı bir uygulama 30 dakika ekrandan uzak kalırsanız sizin adınıza bir fidan dikiyor. Bu fidan ilk aşamada dijital bir fidan olsa da, bu konudaki sürekliliğiniz ve motivasyonunuz ile gerçek bir ağacı dünyaya kazandırmanız mümkün. Farklı motivasyon araçları ile oyunlaştırma odaklı uygulamalarla ekran sürelerimizi azaltabiliriz.

-Günlük adım sayısı ortalamanız kaç? 

Dünya Sağlık Örgütünün (WHO), bir yetişkinin normal bir günde en az 7.500 adım atması gerektiğini metabolizmik ihtiyaç olarak görmekte. Bu adım sayısını gerçekleştirmediğiniz takdirde ‘sedanter kategorisi’ adlandırılan kategoriye girmektesiniz. Kısaca vücudunun hakkı olan fiziksel hareketliliği yerine getiremiyorsunuz. Özellikle pandemi döneminde gelen ‘kısıtlamalar’ nedeniyle bu adımlar oldukça azalmış durumda. Bu da bir çok farklı hem fiziksel hem mental sorunları beraberinde getiriyor. Bu yüzden birçok kurum aktiflik belirtisi olarak adım sayılarını da sormaya başlıyor. Türkiye’de de HelpSteps ve İstanbul odaklı olan Yürübeİstanbul isimli iki girişim hem size adım attırıyor hem de farklı motivasyon araçları ile sürekliliğini sağlıyor. HelpSteps adlı uygulama, adımlarınızı istediğiniz Sivil toplum kuruluşu, hatta tuttuğunuz takım için bile bağışlamanıza izin vermekte. Rusya’nın en önemli GSM firmalarından birisi, attığınız her 10.000 adım için haftalık 1 GB vermekte ve ülkedeki adım sayısını ciddi artırdığı araştırmalar tarafından gösterilmekte. Oyunlaştırma temalı adım sayma uygulamaları ile hem adım sayılarımız artmakta hem de sosyal hayatın içerisinde kendimize yer edinmekteyiz.

Peki ya siz? Hava durumu gibi, kilonuz gibi, banka hesabınız ve e posta kutunuz gibi adım sayınızı ve ekran sürenizi hergün ve her an ölçmeye hazır mısınız? 

Galileo’nun dediğine bir ek ben de yaparak makalemi bitirmek isterim : 

“Ölçemediğini ölçülebilir yap, ölçebildiğini de oyunlaştır ve iyileştir.” 

E.Altuğ Yılmaz
Gamification Consultant

İlgili Yazılar